Linkler

  KTV Canlı Yayın

  Geçmiş Yazılar

  Fotokatürler

  Ayın Fotoğrafları

  Foto Galeriler

  Fragmanlar

  Günün Manşetleri

  Sinema Dosyaları

  Beşiktaş JK Yazıları

  Gezi Notları

  Çizgi Roman Ödülleri

  Diplomalı Filmler

  Kara Kartal Günlüğü

  Klasik Müzik Yayını

facebook/KAVADARLIblog

twitter/Akaretler

youtube/KAVADARLIblog

Kara Kartal

"Baba Beni Okula Gönder" Kampanyasına Bağış

CİDDİYET  22 Şubat 2009     SharePAYLAŞ

     Hasret bitti ve Beşiktaş nihayet ciddi bir rakibini deplasmanda üç gol atarak dahası gol yemeden yenmeyi başardı. Böylece tek bir maçta birçok özlemi sona erdirdi. Ama en büyük özlem olan şampiyonluk için tek maç yetmiyor.

        Aslında maçın ilk yarısında tek kişi hariç yine bir acemiler mangası vardı sahada. Diğerlerinden ayrılan isim ise adı gibi ciddi Ernst idi. Almanca'da ciddiyet anlamına gelen Ernst, her Alman gibi mesleğini saygıyla icra ediyor. Bu saygı da disiplini, devamlılığı ve verimi beraberinde getiriyor. Gaziantepspor karşısında Ernst bir ön liberodan çok oyunun iki yönünü de düşünen tam bir orta saha oyuncusuydu.

        Tabi Beşiktaş'taki en önemli farklılık çift santrfor ile oynamasıydı. Bu taktikte devam edilmesi gerekiyor. Ama dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. Beşiktaş'ın hucüm organizasyonlarında Nobre mümkün olduğunca toptan uzak durmalı ve son adam olarak ilerde beklemeli. Zayıf top tekniğinden dolayı atakların dengesini bozuyor ve rakip defanslara zaman kazandırıyor. Bobo hazırlık paslarında daha etkili bir oyuncu. Nobre enerjisini ceza alanı içinde top takibine ve top rakipteyken pres yapmaya harcamalı. Kısacası herkes iyi olduğu işi yapmalı.

        Beşiktaş orta sahası hala en verimli hale gelmiş değil. İyileşen Ekrem, İbrahim Üzülmez çok formda olduğu için Serdar Özkan'dan formayı kapabilir. Cisse yerine Delgado sırada bekliyor. Defansta Zapotochny, Sivok'tan daha çok güven veriyor. Yine de oynadığı son 45 dakika ile Beşiktaş umutları tekrar yeşertmeyi başardı.

TÜRKİYE LİGİ:    G.ANT 0 BJK 3

 

 

YALNIZLIK ZOR  17 Şubat 2009     SharePAYLAŞ

        Ligde ikinci yarı başladı ve Beşiktaş'taki tek yenilik kadroya katılan bazı oyuncu isimlerinden ibaret. Sahada sergilenen oyun ve alınan neticelerde ise bir değişiklik yok. Zorluk derecesi biraz yüksek bir maç oynanıyorsa, Beşiktaş sadece bir gol atabiliyor ve sahadan en fazla bir puanla ayrılabiliyor. Bunun tek istisnası Trabzon'daki kupa galibiyetiydi. O galibiyet de son dakikalarda bir defans oyuncusunun golüyle gelmişti. Mustafa Denizli o tek maçın hatırına olsa gerek hala aynı taktiği uygulamaya devam ediyor.

        Konyaspor maçı sonrasında da tek santrforlu sistemde devam edeceğini açıklayan Denizli'nin oyun felsefesi, kontratak yemeyen ve usta ayaklarıyla sonuca giden bir takım yaratmak üzerine kurulu. Ama Beşiktaş'ta kendisinin zannettiği ustalıkta ayaklar yok. Beşiktaş kadrosu kaliteli ama nokta atışı yapacak yeteneğe sahip olmayan futbolculardan kurulu. Kaç maçtır toplam isabetli orta ve korner sayısının tek elin parmakları kadar olması da bunu ispatlamadıysa daha ne gerekli bilemiyor insan.

        Nobre'yi tek santrfor olarak kullanarak dengeli bir oyun oynamak mümkün değil. Bobo ile denenebilir ama Nobre ile bu taktik yürümez çünkü Nobre'nin top hakimiyeti ve pas servisi son derece yetersiz seviyede. En doğrusu ise Bobo'nun içeriyi zorladığı, Nobre'nin de karambolleri kovaladığı çift santrforlu sistem. Zaten isabet oranları düşük olan Beşiktaşlı kanat oyuncularının tek santrfora orta yapıp durmaları kağıt üstünde bile mantıklı durmuyor.

        Devre arasında transfer edilen iki orta saha oyuncusu da tek santrforlu sisteme uygun değiller. Teknik kapasitesi yüksek olan Yusuf gol sayısı düşük bir kariyere sahip. Adam eksiltip pas vererek takım arkadaşlarını gol pozisyonuna sokan bir tarzı var. Tek forvet oynarken ilerde boşa kaçan adam bulması mümkün olmuyor. Diğer transfer Fabian Ernst ise zaten çapa diye adlandırılan tipte bir oyuncu. Ceza alanına dalarak gol arayacak bir isim asla değil. Bu kadar gol kısırı orta saha ile tek santrfor oynamak rakip defanslara kolaylık sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. Kratochvil, İsmail Güldüren, Song ve Egemen'in Beşiktaş maçlarında hava toplarını almaktan başları ağrımış olmalı. Değil topa vurmak o kadar defa kafa sallamak bile baş ağrısı yapar.

        Kötü neticelerin sorumlusu sadece Denizli değil elbette. Ertuğrul Sağlam ve Sinan Engin'in gidişlerinden psikolojik olarak olumsuz etkilendikleri her hallerinden belli olan futbolcuların da, profesyonelce potansiyellerini sahaya yansıtmaları gerekiyor. Taraftar hepsini yeterince sahiplenip destekliyor. Beşiktaşlı oyuncular  rakip ceza alanı hariç hiçbir yerde yalnız değiller.

TÜRKİYE LİGİ:    BJK 1 TS 1

 

 

Özel Arama

 

 

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

 

Sitedeki yazılardan kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.