Linkler

  KTV Canlı Yayın

  Geçmiş Yazılar

  Fotokatürler

  Ayın Fotoğrafları

  Foto Galeriler

  Fragmanlar

  Günün Manşetleri

  Sinema Dosyaları

  Beşiktaş JK Yazıları

  Gezi Notları

  Çizgi Roman Ödülleri

  Diplomalı Filmler

  Kara Kartal Günlüğü

  Klasik Müzik Yayını

facebook/KAVADARLIblog

twitter/Akaretler

youtube/KAVADARLIblog

Kara Kartal

"Baba Beni Okula Gönder" Kampanyasına Bağış

GİBİ GİBİ  26 Mayıs 2009     SharePAYLAŞ

     Şampiyonluk yolundaki son büyük engeli de aşan Beşiktaş, artık final maçını keyifli bir heyecan içerisinde beklemeye başladı. Galatasaray maçından sonra şampiyonluk provası yapan taraftarlar ise, önümüzdeki cumartesi akşamı asıl kutlamayı sahneye koyacakları anı iple çekiyorlar.

        Bir hafta önceki Ankaragücü maçında orta sahayı rakibine çok kolay geçirttiren Beşiktaş, takım oyunu olarak iyi bir gününde olmasa da bazı oyuncularının doğru anlarda kalitelilerini göstermeleri sayesinde maçı kazanmasını bilmişti. Ernst ve Ekrem her zamanki özelliklerinin dışında, bu defa skora katkıda da bulunmuşlardı.

        Bu hafta ise Beşiktaş, Galatasaray'ı ilk yarıda yorup, ikinci yarıda bitirici hamleleri yapma düşüncesiyle maça başladı. Oyunu kendi yarı alanında kabullendiği ilk yarı boyunca baskın ataklarla tehlikeler yaratmaya çalışan Beşiktaş, golü bir duran toptan bulduğu gibi rakibini yormayı da başaramadı. Zira topun kontrolünü rakibe bırakmak demek, onların yorulacağı anlamına gelmiyor. Siz gerekli presi yapmazsanız, rakibin top kontrolünü zorlaştırmazsanız sadece kendinizi oyundan düşürmüş olursunuz.

        İlk yarının sonunda Tello'nun sakatlanmasından dolayı, Yusuf'un oyuna girişi düşünülenden erken şekilde devre arasında gerçekleşti. Ama Beşiktaş yine de oyunun kontrolünü ele geçiremedi. Çünkü sadece gerçekten çok iyi olan takımlar diledikleri anlarda oyunu domine etme yeteneğine sahiptirler. Maalesef Beşiktaş henüz o seviyede değil. Galatasaray ilk yarıda yakaladığı tempoyu aynen ikinci yarıya da taşıdı ve son düdüğe kadar Beşiktaş taraftarlarına sıkıntı dolu anlar yaşattı.

        Cisse yükselen formunu devam ettirdi. Rüştü adına yakışır şekilde oynadı. Maçın ikinci dakikası hariç Bobo ve Holosko kaleye şut çekmediler. Yine de yıllardır sezon sonu derbilerde Beşiktaş'a sırtını dönmüş olan şansın, bu kez yardım etmesi sayesinde galibiyet geldi. Tabi gelen büyük ihtimalle sadece bu sezonki ilk derbi galibiyeti olmayacak. Devamı haftaya!

TÜRKİYE LİGİ:    ANK.G 1 BJK /  BJK 2 GS 1

 

KUPA BİZİM LİG...  13 Mayıs 2009     SharePAYLAŞ

     Beşiktaşlı futbolcular son dönemde imza attıkları ayıba kupa finalinde son vererek Fenerbahçe'yi yenmeyi başardılar. Beşiktaş takımı ezeli rakibine karşı üst üste 6 resmi maçı kaybetmenin acısını, kupayı çeyrek asırı aşkın bir süredir alamayan Fenerbahçe'nin hevesini bir kez daha kursağında bırakarak fazlasıyla çıkardı. Tabii ki Fenerbahçe'yi üzmekten daha önemli olan, sezonu çifte kupa ile kapama şansının doğmuş olması.

        Mustafa Denizli doğru bir düşünce ile takımını maça hızlı ve baskılı başlattı. Bu maçta öne geçmek Beşiktaş açısından çok önemliydi, bunu başardı. Yenen golde defans oyuncularının hepsi hatalı idi.

        Zafere giden yolda başrolü paylaşan futbolcular arasında bu defa son haftalardakinden farklı isimler de vardı. Cisse nihayet takıma önemli düzeyde katkıda bulundu. Bobo yine acemice işler yaparken kendini affettirecek bir gol yarattı. Ardından bir tane daha attı ve bir de asist yaptı. Böylece performans olarak haftalardır gerisinde kaldığı forvetteki partneri Holosko'nun gölgesinden kurtuldu. Tello maç boyu iştahını hiç kaybetmedi.

        Yusuf sezon sonu yaklaştıkça sahada daha da gençleşiyor. Maçın 70. dakikasında ligin en diri oyuncularından Gökhan Gönül'den söküp aldığı top bunun en büyük ispatı. Attığı ilk gol ise futbolun önce akıl ile oynandığını herkese bir kez daha gösterdi.

        Holosko, Ernst ve Ekrem fizik kondüsyon olarak üst seviyedeydiler. Sivok gene erken kart görme alışkanlığından kurtulamadı. Bu defa sağ kanatta oynayan İbrahim Toraman'ın sakatlanması takıma olumlu yansıdı. Onun yerine geçen Ekrem ve sol kanada alınan İbrahim Üzülmez ile daha dengeli bir görüntü sergilendi. 

        Her iki takım da sahaya kupa boyu görev alan yedek kalecileri ile çıktılar. Beşiktaş bu konuda rakibinden çok daha  fazla kazanç sağladı. Fenerbahçe biraz da kalecisi yüzünden iki kez geriye düşerken, Beşiktaş'ta Hakan Arıkan kritik müdahalelerde bulunarak galibiyette azımsanmayacak bir rol oynadı.

        İzmir'de dolu tribünler ve eşit sayıda taraftar önünde gerçekleşen güzel final gecesine yakışmayan tek görüntü, maçın sonunda Guiza'nın kendini yere atıp sonra da hakemden penaltı istemesi oldu. İstediğini aldı ama bu ona hiçbir şey kazandırmadığı gibi imaj olarak kaybettirdi. Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören de artık kupa seremonilerine katılmaktan vazgeçmeli.

        Rakibinin hasretini dindirtmeyen Beşiktaş, kupa finalindeki performansını ligde kalan 3 haftaya da taşıyarak kendi hasretine artık bir son vermeli.

TÜRKİYE KUPASI FİNALİ:    BJK 4 FB 2

 

ŞÜKÜR KAVUŞTURANA  11 Mayıs 2009     SharePAYLAŞ

     Beşiktaş nihayet lider! Sivasspor'un ısrarlı ikramları sonunda Beşiktaş'ın nazını yendi. Aslında bu nazı çeken Sivasspor değil Beşiktaş taraftarıydı elbette.

        Futbolcular Ankaraspor karşısında Fenerbahçe maçına oranla kendilerine daha çeki düzen vermiş gözüktüler. Ama yine, son dakikaları hariç taraftarlarına rahat bir maç izlettiremediler. Bazı futbolcular hala şampiyonluğa giden bir takıma yakışmayacak derecede vasat oynuyorlar. Delgado ilk golün pasını verdi ve köşesine çekildi. Mesela ikinci yarıdaki bir pozisyonda rakibin hatasından kaptığı topla anında kale önünde bitmesi gerekirken topu ezdi. Bu çeşit yetersizlikleri o kadar çok tekrarlar oldu ki, artık neredeyse taraftarın kendisinden beklentisi kalmadı. Bobo kuvvetsiz gözüktü. Cisse ise yine umursamazdı. Sivok erken kart görerek endişe yarattı. İbrahim Üzülmez yenen golde şanssızdı.

        Fakat bu sefer iyi performans sergileyenler de vardı. Zaten başka türlü maç kazanılamıyor. Birilerinin insiyatifi ellerine almaları gerekiyor. Holosko yere sağlam bastı ve yakaladığı pozisyonda çok güzel bir vuruş yaptı. Yusuf topu rakip ceza alanına başarıyla taşıdı ve çalımlarıyla defansın dengesini bozdu. Ekrem ve Ernst her zamanki gibi disiplinliydiler. İbrahim Toraman çok istekliydi. Sonradan oyuna giren ve farkın açılmasını sağlayan Tello verimli bir günündeydi. Uğur İnceman da üçüncü gol öncesinde güzel bir pas attı.

        Kaleci Rüştü ise ayrı bir övgüyü hak etti. Hem zor bir şutu başarıyla çıkardı, hem de bir pozisyonda gözünü karatıp kendini can havliyle rakip oyuncunun önüne attı. Bu haliyle daha iki sene Beşiktaş kalesini korur.

        Alınan farklı skor, her şeye gebe ligde averaj hesapları açısından da önemliydi. Bunca zamandır sabırla beklenen liderliğe bitime üç hafta kala kavuşulması, sanki daha büyük hasretle beklenen şampiyonluğu müjdeliyor. Beş sezondur başkalarının şarkılarını dinleyen Beşiktaş taraftarları bu defa şarkı söylemeye başladılar. Bu konseri uzun tutmak tamamen futbolcuların elinde.

TÜRKİYE LİGİ:    ANK 1 BJK 4

 

YOKSA?   3 Mayıs 2009     SharePAYLAŞ

     Aynı senaryo yine tekrarlandı ve Beşiktaş bir kez daha Sivasspor tarafından kendisine sunulan liderlik fırsatını elinin tersiyle geri çevirdi. Artık kafalarda soru işareti oluşmaya başladı. Yoksa Beşiktaşlı oyuncular şampiyon olmayı yeterince istemiyorlar mı? Doğrusunu söylemek gerekirse şampiyonluğu istemeyecek bir futbolcu olabileceğine inanmıyoruz. O halde soruyu daha değişik sormak gerekiyor. Yoksa Beşiktaşlı oyuncuların kapasiteleri şampiyon olmak için yeterli değil mi?

        Bir oyuncu kötü gününde olabilir. O gün sahada hata üstüne hata da yapabilir. En yakınındakine düzgün pas atamaz; kendisine atılan topu kontrol edemez. Bu durum anlayışla karşılanabilir. Ama bir takımın neredeyse tamamı en basit pasları bile atamayıp, en kolay topları bile kontrol edemiyorsa o zaman sabırlar taşar.

        Özellikle ilk yarıda Beşiktaşlı oyuncular öyle ara pasları atmayı denediler ki, topun geçmesi için rakip oyuncuların saydam olmaları gerekiyordu. Zira bütün topları Fenerbahçeli oyuncuların ayaklarına attılar. Oysa sahadaki tek saydam oyuncu kendi takım arkadaşları idi. Sürekli sakatlanmasıyla "cam adam" lakabını kazanan Gökhan Zan, sadece kırılganlığı değil aynı zamanda saydamlığıyla da bu unvanı hak ettiğini gösterdi. İlk Fenerbahçe golünden önce top adeta Gökhan Zan'ın içinden geçti.

        Bu takımda şampiyon olmayı en az üç sezondur bekleyen futbolcular var. Buna rağmen sahada şampiyonluğa çok yaklaşmış bir takımın arzu ve coşkusu görülmedi. Atılan golde Fenerbahçe defansı Holosko'ya eskortluk yaptı. Bahsettiğimiz defans zaten yarım, çünkü Lugano ve Edu yoklar. Böyle yakalanan ezeli rakibe karşı girilen az sayıdaki pozisyonda da olmadık acemilikler ve sayısız hatalı tercih sergilendi. Beşiktaşlı oyuncular komik durumlara düştüler ama taraftarda gülecek hal yoktu.

        Her şeye rağmen hala şampiyonluk umudu devam ediyor. Ama şampiyonluğa ulaşılsa bile bu futbolcuların onu hak ettiklerini söylemek maalesef mümkün olmayacak. Son dört maçta bu akşamkinden kat kat iyi performans sergilemeleri gerekiyor ki, olası bir şampiyonlukta insanların vicdanları sızlamasın. Tabii bir de kupa finali var. Futbolcular, şampiyonluk yolunda kendilerine çelme takan ezeli rakiplerine karşı o maçta herhalde gerekeni yapacaklardır. Fotoğraftaki terslik artık sona ersin. Kalan bir ayda herkes doğru işi yapsın. Futbolcular oynasın, taraftar alkışlasın.

TÜRKİYE LİGİ:    BJK 1 FB 2

 

 

Özel Arama

 

 

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

 

Sitedeki yazılardan kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.