Kara Kartal

"Baba Beni Okula Gönder" Kampanyasına Bağış

AYNI NAKARAT  10 Aralık 2009     SharePAYLAŞ

     Beşiktaş'ın 5. Şampiyonlar Ligi seferinin neticesini "Almanlar yenildiği için biz de yenik sayıldık" şeklinde özetleyerek kolaya kaçmak yerine istatistiki bilgilere dayanan bir araştırma yapmaya karar verdim. Bu sezona ait veriler henüz herkes için tazeliğini koruyor. Ancak bu verilerin daha sağlıklı değerlendirilebilmeleri için Beşiktaş'ın genel Şampiyonlar Ligi durumuyla karşılaştırılmaları gerektiğine inanıyorum. Zira ortaya çıkan tablo tam anlamıyla aynı nakaratın tekrar edilmesinden ibaret.

        Önce bugüne kadar sergilenen performansa genel olarak bir bakalım:

 

O  G B M  A Y  P

Beşiktaş

30 8 3 19 22  56 27

        Kara Kartal bugüne kadar oynadığı maçların %37'sinde sahadan puanla ayrılabilmiş ve eşleştiği on beş farklı takımın dördünden hiç puan alamamış. Bunlar 2003-04 sezonu hariç her katılımda bir takım olmak üzere sırasıyla Bayern Münih, Milan, Porto ve CSKA. Yani sadece Lucescu yönetiminde gruptaki bütün rakiplerden puan alınabilmiş. Bugüne kadar iki maçta birden puan alınan bir rakip ise olmamış.

        Her katılımda ses getiren bir galibiyet alınmış. Sırasıyla PSG, Barcelona, Chelsea, Liverpool ve Manchester United zaferleri Şampiyonlar Ligi tarihine birer imza olarak atılmışlar.

        Şimdi katılımların neticelerini hatırlayalım:

 Sezon Teknik Direktör Galibiyet Puan Sıra
1997-98 J. B. Toshack 2 6 3.
2000-01 N. Scala 1 4 4.
2003-04 M. Lucescu 2 7 3.
2007-08 E. Sağlam 2 6 4.
2009-10 M. Denizli 1 4 4.

        Bu tabloda gözüktüğü üzere Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi performansı teknik direktörün yerli ya da yabancı olmasından, hatta kim olduğundan bile bağımsız olarak 4-7 puan arası bir standarda sahip. Takımımız sırası gelince sahneye çıkıp bilindik rolünü tekrarlayan bir karakter oyuncusu misali takılıyor devler arenasında.

        Daha detaya indiğim başka bir istatistiğe geçelim ve Beşiktaş'ın yediği golleri gruplandıralım:

 Yenilen Gol  Maç Sayısı G B M
0  7 5 2 0
1-2 18 3 1 14
≥ 3 5 0 0 5

        Görüldüğü üzere Beşiktaş gol yediği maçların sadece dört tanesinde sahadan puanla ayrılabilmiş. Ayrıca bu dört maçın hepsinde ilk golü kendisi atmış. Kısacası Beşiktaş ilk golü yediği hiçbir Şampiyonlar Ligi maçında puan alamamış. Ortada ciddi bir sorun olduğu kesin. Bunun sezonluk değil genel bir değerlendirme olduğunu hatırlarsak olayın psikolojik boyutunun futbolcu değil camia bazlı olduğunu kabul etmemiz gerekir. Demek ki Beşiktaş taraftarıyla, futbolcusuyla, teknik ekibiyle geriye düşülen bir gol sonrası ciddi şekilde inanç kaybı yaşıyor. Hatta bazen bu kayıp o kadar yüksek boyutta oluyor ki skor facia boyutlarına ulaşabiliyor. Beşiktaş bugüne kadar Şampiyonlar Ligi'nde kalesinde gördüğü 56 golün 26 tanesini sadece beş maçta yemeyi başarmış.

        Şimdi de atılan golleri mercek altına alalım:

  Atılan Gol Maç Sayısı G B M
0 15 0 2 13
1-2 10 3 1 6
≥ 3 5 5 0 0

        Oynadığı maçların yarısında gol atamayan Beşiktaş, deplasmandaki Milan maçı dışında ilk golü attığı bütün maçlardan puanla ayrılmış. İki gol barajına ulaştığında da galibiyeti istisnasız cebine koymuş.

        Atılan ve yenilen gol istatistikleri ortaya koyuyor ki Beşiktaş sahaya son derece şartlanmış olarak çıkıyor. İlk golü atmaya yönelik bir planı var. O plan iyi işlerse puanı kapıyor. Yok eğer işlemezse inanarak başvuracağı başka bir planı yok. Oysa iyi takımların geriye düştükleri maçlardan da puan çıkarabilmeleri gerekir. Beşiktaş'ın beraberlik sayısı da çok düşük.

        Mustafa Denizli yönetiminde bu sezon genel tablodan bazı sapmalar da yaşandı. Beşiktaş ilk defa kendi sahasında hiç puan alamadı. Ayrıca üç gol atarak en kısır sezonunu geçirdi. Denizli belki de bu analizleri önceden yaparak Beşiktaş'ın puan almak için gol yememesi gerektiğini görmüştü. Sahaya bu taktiğe göre takımlar sürdüğü için atılan gol sayısı düşük kalmış olabilir. Oysa ki bizim kendisinden beklentimiz kötü bir Lucescu taklidi olması değil, Beşiktaş'ta düşünce devrimini gerçekleştirerek bugüne kadarki genel tabloyu bozmasıydı.

        Beşiktaş'ın UEFA Kupası'nda da üç sene üst üste gruptan çıkamadığı gerçeğini göz önüne aldığımızda, olayın özünün kurada hangi torbadan hangi rakibin çıkması olmadığı da anlaşılıyor. İstatistikler sorunun ne olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Yanlış teşhise imkan yok, yeter ki tedavi doğru olsun! Artık doğru reçeteyi yazmak 6. katılımda görev alacak teknik ekibe düşecek. Umarım bu katılım hemen önümüzdeki sezon gerçekleşir ve o ekip de yine Denizli ve yardımcıları olur. Tabi bu defa işe yarar bir tedavi uygulamak kaydıyla!

 

 

Özel Arama

 

 

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

 

Sitedeki yazılardan kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.

facebook/KAVADARLIblog

twitter/Akaretler

youtube/KAVADARLIblog

Linkler

  KTV Canlı Yayın

  Geçmiş Yazılar

  Fotokatürler

  Ayın Fotoğrafları

  Foto Galeriler

  Fragmanlar

  Günün Manşetleri

  Sinema Dosyaları

  Beşiktaş JK Yazıları

  Gezi Notları

  Çizgi Roman Ödülleri

  Diplomalı Filmler

  Kara Kartal Günlüğü

  Klasik Müzik Yayını