KUTSAL HAZİNE AVCISI  23 Kasım 2011

     Bedelli askerlik kararı nihayet alındı. Yıllardır yolunu gözleyenlere hayırlı olsun. Karara hiçbir itirazım yok. Çevremde bu fırsattan yararlanacak olan tanıdıklarım ve arkadaşlarım var. Umarım toplanan paraların sonu deprem vergileri gibi olmaz ve vaat edilen yerlerde kullanılır. Ama kararın açıklanma tarzına tabi ki tepkiliyim. Keşke başbakan bir kez olsun açıklama yaparken saçmalamamayı başarabilse!

        Başbakan daha mart ayında bedelli kararının ancak referandum ile alınabileceğini dile getirmişti. Her neyse, başbakanın bir gün ak dediğine ertesi gün kara demesini artık kanıksadık. Karakteri böyle, yapacak bir şey yok. Ama aynı konuşma içinde birbiriyle çelişen ifadeler kullanmasına hala alışamadım. Artık o kadarı bana fazla geliyor, tahammül sınırlarımı aşıyor. Başbakan ne dedi de bu adam bu kadar sinirlendi mi diyorsunuz? Anlatayım.

        Bir insan önce, 30 bin lira verenlerin temel askerlik eğitimi almayacaklarını söyleyip hemen ardından da vicdani ret konusu gündemimizde yok diyerek:

"Askerlik bu millet için en kutsal vazifelerden biri olarak kabul edilmiştir. Biz askerimize Mehmetçik derken bunun bir anlamı var, bu küçük Muhammed anlamında Mehmetçiktir."

şeklinde sözlerine devam edebilir mi? Bu nasıl bir çelişkidir? "Senin kutsalın 30 bine mi satılık?" diye sormazlar mı? Sen bu muhabbete kutsalı, Muhammed'i niye karıştırıyorsun?

        Üst üste çok soru cümlesi kurdum farkındayım ama başbakan ne zaman konuşsa zihnimde soru işaretlerinden başka bir şey oluşmuyor.

        Aslında onu bu trajikomik durumlara düşüren temel neden kendisinin artık tamamen bir oy avcısına dönüşmüş olmasıdır. Aynı anda hem bedelli askerlik bekleyenlerin, hem bu haktan yararlanamayacakların, hem parti tabanınızın, hem de muhalefetteki ufak rakibinizin oylarını kapmayı hedeflerseniz bir yerde saçmalamak zorunda kalırsınız.

        Giderek normalleştiği iddia edilen Türkiye'de vicdani ret taleplerini inandırıcı olmayan böyle argümanlarla ne zamana kadar erteleyebileceğinizi sanıyorsunuz ki? Bedelini ödeyen insanlara temel askerlik eğitimi bile yaptırılmayan bir ülkede, parası olan ya da olmayan herkese sosyal hizmet seçeneğini de sunmak zorundasınız.

        Hükümetin normalleşmekten anladığı tek şey cumhuriyetin kurucularına karşı hamleler yapıp durmak. Eğer maksat gerçekten her alanda modern dünyanın standartlarını yakalamaksa artık bu "askerliğin kutsallığı" anlayışını da terk etmek zorundalar çünkü bu kavram günümüzde sadece bizde var.

        Çıkın halkın karşısına, en az askerlik hizmeti kadar onurlu ve hatta ondan daha da yararlı başka görevler de üstlenebileceklerini açıklayın. Liderlik görevinizi layığı ile yerine getirin ve insanlarınızın ufkunu açın biraz. İşinize geldiğinde onların manevi değerlerini sömürmekten vazgeçin. Sanki sömürmüyormuş da aslında koruyormuş gibi davranma riyakarlığını da bırakın.

        Başbakan insanı kanser eden tutarsız ve riyakar tavrını artık değiştirsin. Yoksa ben başbakanın sigara ile olan mücadelesinin de rekabet duygusundan kaynaklandığını düşünmeye başlayacağım. Her alanda rakiplerini alt etmeyi hedefleyen başbakan halkı da sadece kendisi kanser etsin istiyor olabilir.

        Sigara içiyor olsam bırakır sağlığımı kurtarırdım ama başbakan bizi bırakana kadar büyük risk altındayım.

 

Kasım 2011 / www.kavadarli.com

 

 

 

   KAVADARLI                                                      İletişim: guven@kavadarli.com 

        www.kavadarli.com