İŞ YÜKÜ  10 Ekim 2011

     Birkaç haftadır yazmayınca aslında her biri ayrı bir yazı konusu olacak bazı olayları tek sefere sığdırmak zorunda kaldım. Gecikmeyi önemsemeyip ben de bu olan bitenler hakkında tarihe kısa notlar düştüm. Bu şekilde hem iş yüküm azalır hem de çeşitli nedenlerle gelişmeleri hala duymamış olanlara bir özet geçerim diye düşündüm.

        Antalya'da dileyen vatandaşların gönüllü olarak katılıp bira içtikleri Oktoberfest'in düzenlendiği meydana inek getirildi. Hemen "Alkol insana neler yaptırıyor" demeyin çünkü ineği bira değil ayran içenler soktular meydana. Son yıllarda ülkemizde örneklerine sıkça rastlandığı şekilde alkol almayanların kafası alanlardan daha güzel durumdaydı yine.

        Söz konusu şahısların inek taşımacılığıyla kendilerine ekstra iş yükü yaratmalarının nedeni halkın bira yerine süt ürünleri içmesine yönelik arzularıydı. Sanki birini içmek diğerine engelmiş gibi, bira ve ayran karşı kutuplara yerleştirilmişti bu güzide kafalarda. Alkole mal ettikleri geçmişte yaşanmış bazı adli olayları da kendilerine mazeret edinmişlerdi. Yine sanki ayran içenler arasından bugüne kadar adam döven ya da öldüren hiç çıkmamış gibi. Suça yatkın olan mazeretini eninde sonunda yaratır, alkol bahane. Biranın su gibi tüketildiği Almanya'da işlenen suç sayısı bizdekinden fazla mı acaba?

        Kafaları güzel bu kişiler demokrasiyi ve özgürlükleri diline pelesenk etmiş iktidar partisinin gençlik kolları üyeleriydiler. Yani tahammülsüz eylemleri iktidar tarafından da onaylanıp destekleniyordu. Eğer Antalya gibi bir şehrin halkı önümüzdeki belediye seçimlerinde bu kafalara oy verip idareyi onlara teslim edecekse vay hallerine!

        Son zamanların tüyler ürperten bir başka tartışma konusu da bazı hakim ve savcıların getirdikleri iddia edilen "Mağdurları tecavüzcüleri ile evlendirelim" önerisiydi. Bunu isteme nedenleri yoğun iş yükünü azaltmaktı.

        Şimdi size bir çuval taşıma işi verildiğini farz edin. On beş kiloluk iki patates çuvalı, on kiloluk üç elma çuvalı ve beş kiloluk da bir armut çuvalı var taşınması gereken. Tam taşımaya başlayacakken yoldan geçen bir arkadaşınıza rastlıyor ve kendisinden yardım istemeyi düşünüyorsunuz. Peki ona "Şu armut çuvalını kap" mı dersiniz yoksa en azından bir elma çuvalına el atmasını söylersiniz? Sanırım ikincisi çünkü diğerlerini taşıdıktan sonra armut çuvalı zaten fazla bir zahmet yaratmaz sizin için. Hatta tüy gibi hafif gelir.

        Yani bazı hukukçuların önerilerindeki en korkunç kısım tecavüz davalarının Türk adalet sisteminde verdiğim örnekteki en az bir elma çuvalı kadar yer tutuyor olması. Demek ki onlar olmasa hakim ve savcıların omuzlarındaki iş yükü hissedilir şekilde azalacak. Yahu kaç tecavüzcü var bu ülkede? Gözü dönmüş seçmen sayısı kaç?

        Merak ettiğim başka bir konu da eğer öneriyi getirenlerden birine tecavüz edilirse onların saldırganları ile evlenmeyi kabul edip etmeyecekleri? Elma çuvalına eklenerek arkadaşlarına yük olmak istemezler herhalde? Kadın hukukçulardan zaten böyle bir öneri gelmeyeceğine göre erkeklere soruyorum soruyu. Kendilerini hiç güvende zannetmesinler. Malum erkek erkeğe evliliğe Hollanda'da izin veriliyor. İstatistikler çerçevesinde düşününce bu ülkede birkaç günlük Amsterdam seyahati için hiç düşünmeden yetmiş yaşında adamın ırzına geçecek çok aday çıkar gibi geliyor bana. Nikahtan beş dakika sonra eşlerini ekip "Red Light"ta alırlar soluğu.

        Adalet sistemimizin yüreklere korku salan bir diğer icraatı da parasız eğitim için pankart açan üniversiteli iki genci 19 ay boyunca hapiste tutmasıydı. Geçenlerde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar. Şimdi iş çözülmüş mü oldu yani? Devlet mağdur ettiği bu gençlere ne kadar tazminat ödeyecek? Peki daha en başta onların serbest bırakılmalarını isteyen ilk savcının elinden alınan yetkileri ne olacak?

        Gençlerden birinin babasının televizyonda bir programa yaptığı canlı telefon bağlantısını dinledim. Başbakanın ısrarla istediği gibi üç çocuğu varmış. Üçü de üniversitede okuyorlarmış. Onların masraflarını karşılayabilmek için bekçilikten bahçıvanlığa kadar türlü işler yapıyormuş. Bu ülkede herkes çocuklarını okutacak bir sponsor bulamıyor doğal olarak. Ama devlet de üzerine düşeni yaptı. Zorluk çeken ailenin eğitim masraflarını düşürmek ve iş yükünü azaltmak için çocuklardan birinin ayağını üniversiteden kaydırdı.

        Neyse bu günlük bu kadar tatsız konu yeter. Kalanlara başka sefer devam ederiz. Meteorolojiye göre İstanbul'da hava yağışlı gözüküyor. Dileyenler kafaları dağıtmak ve omuzlarındaki iş yükünü unutmak üzere mesai bitiminde Asmalımescit'in kapalı kısımlarına gidebilirler. Zaten açık kısımların icabına bu soğuk havalarda siz üşüyüp hastalanmayın diye devlet büyükleri bakmıştı.

 

Ekim 2011 / www.kavadarli.com

 

 

 

   KAVADARLI                                                      İletişim: guven@kavadarli.com 

        www.kavadarli.com