KAVADARLI                                                      İletişim: guven@kavadarli.com 

        www.kavadarli.com

MEVKİ TAMAM DA...  25 Ekim 2008

     İstanbul'un futbolsever ve Beşiktaşlı bir emniyet müdürü var. Kendisi Beşiktaş İnönü Stadyumu'ndaki şeref tribününün müdavimlerinden. Aslında mevkisi itibarıyla oldukça riskli bir alışkanlık bu. Dün oynanan Beşiktaş-Sivasspor karşılaşmasında buna bir kez daha şahit olduk. Her zamanki su şişesi, bozuk para gibi nesneleri geçiyorum, maçta iki ayrı zaman diliminde iki ayrı tribünden sahaya ayakkabı fırlatıldı.

        Tribündeki iki insanın (nezaketen insan tanımlamasını kullandım), devletin kolluk kuvvetlerinin başındaki insanlardan birinin varlığına rağmen bu şekilde davranabilmeleri açıkça o kişiyi umursamadıklarını göstermekte. Emniyet müdürü de bundan çok rahatsız olmuş gibi gözükmemekte. Acaba o ayakkabıların sahipleri belirlendi mi? Kamuoyuna bu konuda bir bilgi verilecek mi? Ayakkabılardan ilkini Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun tribüne geri yollamıştı. Görevli polis memurları mutlaka ayakkabının nereye döndüğünü tespit etmişlerdir. Bu tür eylemlere yeltenmeye niyetlenen başka kişilere örnek teşkil etmesi için en kısa zamanda o ayakkabı sahibinin kimliği ve aldığı ceza kamuoyuna duyurulmalıdır. Toplumun menfaatini ve devletin imajını geçiyorum, emniyet müdürü sadece kendi prestiji için bile bunu yapmak zorundadır.

 

TEFTEKİ KEMANCILAR  17 Ekim 2008

     Son günlerde tekrar gündeme gelen başbakan-kedi  benzetmesi aklıma başka bir kediyi getirdi. Ünlü İngiliz müzisyen Cat Stevens 1977 yılında Müslüman olup adını da Yusuf İslam olarak değiştirdikten sonra, tef dışındaki tüm enstrümanların kullanımını "İnsanları günaha davet ettikleri" gerekçesiyle reddetmişti. Yakın geçmişte ise bu görüşünü bir kez daha değiştirerek "İnsanları güzellik ve iyiliğe çağıran müziğin Allah'a karşı gelmek olmayacağını" belirtmişti.

        Bu ikinci fikir değişikliği bazı kafalar tarafından olumlu karşılanmamakta. İnternette "müzik, islam, tef, günah" gibi anahtar kelimeleri birlikte aratarak erişecebileceğiniz çeşitli forum sitelerinde rastlayacağınız bazı üyelerin müzik konusundaki yobazlık dereceleri karşısında eminim sizler de hayrete düşersiniz. Sinir sisteminizin sağlığı açısından ziyaretlerinizi kısa tutmanızda yarar var. Bu tip kişilerin sayılarının makul çoğunluğun altında kalmasıyla avunmak da mümkün ama hayatta "mevki" denen, sayısal çoğunluk kadar önemli başka bir güç kaynağı daha olduğunu unutmamak gerek.

        Bu düşünce sistematiğine sahip bir kişinin devlet içinde önemli bir mevkiye getirilip insanları idare edeceğini düşünmek bile dehşet verici. Acı olansa mevcut iktidarın yaptığı atamaların kalitesi hakkında hiçbir şekilde güven telkin etmemesi. Türkiye'nin bir tef gibi kısır değil, Leonard Cohen'in Dance Me to the End of Love şarkısında geçen "yanan bir keman" gibi heyecan dolu ve tutkulu bir ülke olmasını isteyenler için endişeli bekleyiş devam ediyor.


        Söz konusu "inanç" ise, Cohen'in kimseden geri kalmayacağını hatırlatmakta da fayda var. Tabi bu hatırlatma da sadece bir iyi niyet göstergesi olarak kalıyor çünkü müziği inkar edenlerin başka dinlere yaklaşımlarının ne şekilde olduğunu tahmin etmek çok da zor değil. Ülkemizin aydın insanları, ufku dar kişiler tarafından tefe konulup oynatılan kemancılar pozisyonuna düşmeyi hak etmiyor.

 

 

 



Ekim 2008 / www.kavadarli.com