"Baba Beni Okula Gönder" Kampanyasına Bağış

 

SEZON FİNALİ  29 Haziran 2011     PaylaşPAYLAŞ

Beyaz     Yazın gelmesiyle beraber diziler tatile girdiler. Artık adeta dört mevsimin değil de iki sezonun yaşandığı bir ülkemiz var. Dizi sezonu ve tatil sezonu. Kendilerini bu akışa kaptıranlar için ülkemizde mevsimlerin ya da rejimlerin değişmesi bir anlam ifade etmiyor sanki. Eşimle biz kendimizi o kadar kaptırmasak da konunun tamamen dışında da değiliz.

        İzlemediğimiz dizilerden Ezel ömrünü tamamladı. Medyadan takip ettiğimiz ve arada denk geldiğimiz kadarıyla dost mu düşman mı oldukları belirsiz bir grup insanın birbirleriyle bir türlü hesaplaşamamaları ve helalleşememeleri üzerine kurulu bir diziydi. İnsanları bu şekilde sürüncemede bırakan bir siyasetçi olsaydı bence ülkemizde iki kişiden birinin oyunu alırdı.

        İzlediklerimize geçelim. Tarihi kurgulayan Muhteşem Yüzyıl dizisi Bülent Arınç'ın aslında çok iyi bildiği ama başkalarının öğrenmesinden ödünün koptuğu ilişkilere el atmadan yoluna devam ediyor. Halkımız saray entrikalarına şaşırırken, cihan padişahıyla gururlanıyor. Günümüzde padişah gibi davranan bir siyasetçi çıksaydı bence ülkemizde iki kişiden birinin oyunu alırdı.

        Mantığı bir kenara bırakarak tamamen duygusal provakasyon üzerine kurulmuş olan Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde dengesiz ve sorunlu bir adamın etrafındaki insanların hayatlarını nasıl alt üst ettiğine şahit oluyoruz. Yine de siyasete atılsa Ali Kaptan Partisi bence ülkemizde iki kişiden birinin oyunu alırdı.

        Göz bebeğimiz Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi ise tüm kabalığı, argo üslubu ve vazgeçemediği kötü adamıyla bir sezonu tamamladı. Tüm zamanların en çok biplenen dizisini muhafazakarlar sevmiyorlar. Ama argo konuşan bir siyasetçi olsa bence ülkemizde iki kişiden birinin oyunu alırdı.

        Haftanın her günü yayınlanan Karşı Devrim dizisi ise yine en görkemli ve heyecanlı finale sahipti. Sezon ihtişamlı bir balkon sahnesi ve herkesi merak içinde bırakan YSK oyunları ile sona erdi.

        Ezelden beri intikam duygularıyla hesaplaşacakları günü bekleyenler, bir türlü helalleşemeyenler, entrikaların daniskasını çevirenler, psikoloji bozanlar, argonun dibine vuranlar tam dokuz sezondur bu dizide yer alıyorlar. Popüler bu kadar özelliğe sahipken nasıl olup da ülkemizde sadece iki kişiden birinin oyunu alabiliyorlar ben artık ona şaşırıyorum.

        Finalinin 2023 yılında gerçekleşmesi planlanan dizi, tatili de diğerlerine oranla çok kısa tuttu. Dün yeni sezon başladı bile! İlk bölümün adı Yemin Töreni idi. Çıtayı diğer diziler için oldukça yükselten bir başlangıç oldu. Yemin etmeyenler ya da meclise hiç gelmeyenler bir heyecan fırtınası yarattılar. Dahası Oktay Ekşi'nin meclis başkanı olması vardı ki, değme senaristler bile bu kadarını akıl edemezdi.

        Unutmamak gerekir ki burası bir Türkiye siyaset arenası ve planlanandan önce yayından kalkan nice diziye şahitlik etti. Burada zaman öyle bir geçiyor ki en muhteşem yıllarını yaşayanlar bile ansızın neye uğradıklarını şaşırabiliyorlar.

        Bir başka sezon finalini de kişisel olarak yaşamaktayım. Bugün yaş otuz beş oldu. Yolun üçte biri eder. Bu ilk dilimde bana yaşattıkları mutluluklar için eşime, aileme, dostlarıma ve hayata teşekkür ederim.

Yazıcı dostu versiyon

 

 

FOTOKATÜR  PaylaşPAYLAŞ

Artvin'deki yıkım çalışmalarında heykellerden biri yalnız ve kafasız kaldı.

BALKONLAR GÜZELMİŞ  13 Haziran 2011     PaylaşPAYLAŞ

Beyaz     Bir seçim dönemi daha geride kaldı. İktidar partisi bu defa oy kazanırken milletvekili kaybetti. Son yıllarda ülkede dönen güç mücadelesini göz ardı edip sandığa gitmeyen pek çok kişi vardı yine etrafımızda. Bu mücadelede bir taraf açık açık "Dava adamı olmayanla işimiz yok" diyecek kadar gözünü karartmışken, diğer taraf ortada bir dava olduğunu anlamak için hala eline mahkeme celbi gelmesini bekliyor adeta.

        Başbakanın davasının ne olduğu belli. Yeni kurduğu rejimin en tepesine çıkmak.

        Pac-Man oyununu hepimiz biliriz. Atari döneminde bizde Dobişko adıyla da tanınırdı. Sarı bir kafa önüne saçılmış kırıntıları yiyerek labirentte ilerleyip durur. Ulaşmak istediği belli bir nokta yoktur. Gerekirse sağa sapar, gerekirse sola. Bir ileri gider, bir geri döner. Yeter ki peşinden kovalayanlar kendisine yetişmeden ortalıkta kırıntı bırakmasın.

        İşte sarı ışık yayan ampullü iktidar partisi de aynı kafaya sahip. Tek amacı davasını tamamlayabilmek için olabildiğince fazla oy almak. Bu motivasyon doğrultusunda o anda ne yapması gerekiyorsa onu yapıyor, ne söylemesi gerekiyorsa onu söylüyor. Çelişkileri, tutarsızlıkları dikkate almıyor çünkü zaten Türkiye'de seçmen carpe diem mottosunu benimsemiş durumda. Lider kendisine o anı dolu dolu yaşatsın yeter.

        Anlayacağınız ülkemizde demokrasi ve özgürlük gibi kavramlardan sonra yılların carpe diem felsefesi de feleğini şaşırmış durumda.

        Seçimden önceki son Muhteşem Yüzyıl'ın reklam arasında "Haydi bir daha, bir daha bir daha" diye meşhur müzik başladı. "Haydaaa!" dedik eşimle. Yayından kaldırılmasını istemekten reklam verme noktasına ne çabuk gelinmişti. Biz yine anı yakalayamamıştık belli ki. Aynı yoldan geçiyoruz ama biz hep kayboluyoruz nedense.

        Bu örnek de gösteriyor ki oy getireceğinden emin olsalar seçim öncesinde polemik konusu yaptıkları porno sitelere de yarın öbür gün reklam verebilirler. Devlet büyüklerimizden duymaya alıştığımız "Ben tatmin oldum" cümlesi bu kampanya için çok uygun düşer. Arkaya da "Haydi bir daha, bir daha bir daha" diye müziği verdiler mi tamamdır.

        Oy vermeye giderken bindiğimiz uçakta bir sinek uçuşup duruyordu. Dünyanın en akılsız sineği ile tanıştığımızı düşündük. Kendisine "Madem uçağa bindin git kon bir yere, ne yoruyorsun kendini hala!" diye serzenişte bulunurken bir anda fark ettik ki aslında iktidarın, onu destekleyen medyanın ve arkasındaki diğer tüm güç odaklarının da bizden beklentisi aynı. "Madem Türkiye uçağındasın, git bir yerde dur efendi gibi. Nasıl olsa pilotun götürdüğünden farklı bir yere varamazsın". Hadi bunu istiyorlar eyvallah da sonra çıkıp bir de buna demokrasi diyorlar. Bize o kısmı dokunuyor.

        Neticede oy attık geri döndük. Memleket gibi.

        Seçim bitti, başbakan gene balkondan konuşmasını yaptı. Yorumcuları dinledik, geçen seferki gibi yine çok beğendiler konuşmayı. İleride çocuklarımız yakın geçmişi merak ettikleri ve bunca yıl ülkeyi yöneten iktidarın neye benzediğini sordukları zaman ne cevap vereceğimizi biliyoruz en azından:

        "Balkonları çok güzeldi evladım" diyeceğiz.

Yazıcı dostu versiyon

 

AYIN FOTOĞRAFI  PaylaşPAYLAŞ

 

 

 

Özel Arama

 

 

 

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

 

Sitedeki yazılardan kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.

Footer

KAVADARLI Künye

facebook/KAVADARLIblog

twitter/KAVADARLIblog

youtube/KAVADARLIblog

Linkler

  KTV Canlı Yayın

  Geçmiş Yazılar

  Fotokatürler

  Ayın Fotoğrafları

  Foto Galeriler

  Fragmanlar

  Günün Manşetleri

  Sinema Dosyaları

  Beşiktaş JK Yazıları

  Gezi Notları

  Çizgi Roman Ödülleri

  Diplomalı Filmler

  Kara Kartal Günlüğü

  Klasik Müzik Yayını