Linkler

  KTV Canlı Yayın

  Geçmiş Yazılar

  Fotokatürler

  Ayın Fotoğrafları

  Foto Galeriler

  Fragmanlar

  Günün Manşetleri

  Sinema Dosyaları

  Beşiktaş JK Yazıları

  Gezi Notları

  Çizgi Roman Ödülleri

  Diplomalı Filmler

  Kara Kartal Günlüğü

  Klasik Müzik Yayını

KAVADARLI Künye

facebook/KAVADARLIblog

twitter/KAVADARLIblog

youtube/KAVADARLIblog

"Baba Beni Okula Gönder" Kampanyasına Bağış

 

FOTOKATÜR

Başbakan ana muhalefet liderine hitaben "Tertemiz alnımı

senin o lekeli dudaklarına sürdürmem" dedi.

YAŞAMAYAN ÖLÜMSÜZLER  12 Eylül 2011     PaylaşPAYLAŞ

Beyaz     Bayram öncesi eşimle bir Moskova seyahati yaptıktan sonra memleketin çifte bayram kutlamakta olduğu 30 Ağustos'ta geri döndük.

        Bilindiği üzere Ruslar saygı duydukları liderlerini ölümünden sonra kalplerinde yaşatmakla yetinmeyerek onu mumlayamışlar ve Kızıl Meydan'daki anıt mezarına yerleştirmişler. Biz de Lenin'in uykuda gibi gözüken takım elbiseli bedeninin etrafından sessizce bir tur attık. Şu kadarını söyleyebilirim, kulakları çok küçükmüş. Belki de mumyalama işlemi nedeniyle bu kadar küçülmüşlerdir bilemiyorum. Çok şekilci bir yorum olduğunu düşünebilirsiniz ama ölü bir bedene bakarken insan başka neyi gözlemleyebilir ki?

        Moskova'ya gitmişken Nazım Hikmet'in mezarını ziyaret etmemek olmazdı elbette. UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan aynı adlı manastırın hemen yanındaki Novodeviçiy Mezarlığı'nda Chekhov, Gogol, Prokofiev, Shostakovich ve Eisenstein gibi sanat tarihinin birçok önemli ismiyle birlikte yatıyor büyük şair. Kıyamet günü gelip de ölüler dirildiğinde burası bayağı entelektüel bir mekan olacak.

        Oldukça büyük mezarlığın girişinde herkesin ziyaret etmeyi isteyebileceği önemli kişilerin isimlerinden oluşan bir liste ve yattıkları yerleri gösteren bir kroki yer alıyor. Liste Kiril alfabesi ile yazılmış. Harflere biraz aşinaysanız listenin sonlarına doğru parantez içinde Türk şair ibaresiyle beraber yazılmış olan Hikmet Nazım ismini seçebiliyorsunuz. Listenin sonlarına doğru olmasının sebebi alfabetik sıraya göre oraya denk gelmesi.

        Ayrıca görevliler de son derece yardımseverler. Hemen yolu tarif ediyor, hatta size eşlik etmeyi teklif ediyorlar. Biz tarifi alıp teşekkür ettik. Yeltsin'in renkli mezarını geçince direkt karşınıza çıkıyor.

        Mezarın üzerinde tam da şairin ünlü dizesine yakışır şekilde bitmiş olan kocaman bir ağaç var. Ne yazık ki çok sevdiği kendi vatanındaki ağaçlarla kardeş olamamış.

        Başucu, ziyaretçilerinin bıraktığı çiçeklerle dolu. Biz de kendimizinkileri ekledik. Ara ara başka Türkler de gelip gittiler. Yoğun ilgi Ruslar'ın ve diğer turistlerin de dikkatini çekti. Birçoğu gelip mezarın kime ait olduğuna baktılar. "Türk şair" diye bilgilendirdik kısaca. "Hapislerde süründü sonra da gurbette öldü" diye uzatmadık, utandık.

        Bırakılan bir çiçeğin üzerine "Kuva-yi Milliye Şehitleri Satıldık! Uyanın!" şeklinde not iliştirilmişti. Memleketin gidişatına duyulan isyanın dile getirilmesi hoşumuza gitti. Ama zamanında çok acılar çekmiş olan Nazım'ı huzurlu ölüm döşeğinden kaldırıp tekrar türlü yeni eziyetlere ortak etme fikrini beğenmedik. Satış işlemi bizim gözlerimizin önünde gerçekleşti, Nazım'ın değil. Etrafımızdakileri uyandırmaya çalışmak, ölülerin uyanmasını istemekten çok daha makul bir girişim olacaktır.

        Novodeviçiy'de ünlü yönetmen Sergei Eisenstein'ın da mezarı bulunuyor. Tabi ki bir sinemasever olarak uğramamazlık edemezdim. Yönetmenin 1925'te sosyalist devrimin propagandası olarak çevirdiği Potemkin Zırhlısı filmi sinemada kurgu alanında devrim yaratmıştı. Ne zaman Eisenstein dense aklıma hemen Bir Demet Tiyatro'da yapılmış bir espri geliyor. Mahallenin enteli, bakkalın tombul çırağıyla konuşurken Eisenstein'dan "sinemanın babası" diye bahseder. Alışverişini yapıp gittikten sonra kendisine kıl olan çırak oturduğu yerden bir hışım fırlar ve "Sinemanın babası Hulusi Kentmen bir kere!" diye arkasından bağırır.

        Evrensel olanla yerel olan arasındaki farkı harika şekilde anlatan bu espriyi yıllardır unutmadım. Gerçi ondan sonra başbakan demokrasi, hukuk, özgürlük ve adalet gibi evrensel kavramlara getirdiği yerel yorumlarla çok daha komiklerini de yaptı bu esprinin. Ama onlara gülesim gelmedi.

        Sergei Eisenstein günümüzde yaşıyor olsaydı Potemkin Zırhlısı 2: Gemicik diye bir film çevirebilirdi.

        Nazım ve Eisenstein yaşamayan ölümsüzler, aynı Can Yücel gibi. Ne yazık ki bir de yaşayan ölüler var. Can Yücel'in mezarına saldıran yaratıklar gibi. Bu zombiler, çarpık dünya görüşleri çerçevesinde ahiretteki hurileri hak etmek için burada bizim beynimizi yemeye fırsat kolluyorlar.

Nazım Hikmet'in mezarı: [1][2][3][4][5]

Yazıcı dostu versiyon

 

AYIN FOTOĞRAFI  PaylaşPAYLAŞ

 

 

 

Özel Arama

 

 

 

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

 

Sitedeki yazılardan kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.

Footer