"Baba Beni Okula Gönder" Kampanyasına Bağış

 

KAVADARLI Künye

facebook/KAVADARLIblog

twitter/KAVADARLIblog

youtube/KAVADARLIblog

Linkler

  KTV Canlı Yayın

  Geçmiş Yazılar

  Fotokatürler

  Ayın Fotoğrafları

  Foto Galeriler

  Fragmanlar

  Günün Manşetleri

  Sinema Dosyaları

  Beşiktaş JK Yazıları

  Gezi Notları

  Çizgi Roman Ödülleri

  Diplomalı Filmler

  Kara Kartal Günlüğü

  Klasik Müzik Yayını

BİR BİLEN  13 Ocak 2010     SharePAYLAŞ

Beyaz     Başbakan dün muhalefete kızdı ve haykırdı: "Yalan söylüyorsunuz yalan!"... Muhalefetin eleştirilerinde haklı mı yoksa haksız mı olduğunu bilmiyorum ama eğer başbakan yalan diyorsa ben bunu dikkate alırım. Çünkü ben her şeyin uzmanına saygı duyarım.


        Araba için tamirciye, kablolar için elektrikçiye, meyveler için manava, yalan için de başbakana kulak veririm. Bilirim ki bir konudan en çok o işe yıllarını verenler anlar.

        Başbakanın yıllardır halka hitap ettiği kürsüler gibi söylemleri de durmadan değişiklikler gösterdi. Ama verdiği sözleri tutmamaktaki istikrarını hiç bozmadı. Dokunulmazlıklar kaldırılmadı, seçim sistemi değiştirilmedi, yolsuzlukların üzerine gidilmedi. Bu arada vaat etmediği pek çok şeyi de gerçekleştirdi. Her alanda kadrolaştı, medyayı sindirdi, herkesi dinlemeye aldı.

        Dolayısı ile muhalefete tavsiyem dürüst olmalarıdır. Rakiplerini kendi silahı ile vurmaları zor. Zira kendisi daha onlar ağızlarını açarken yalan söyleyeceklerini anlayacak tecrübeye sahip. En iyisi onun hiç bilmediği bir yöntemi denemek ve gerçekleri söylemek.

Yazıcı dostu versiyon

 

 

BADEM GÖZLÜ  12 Ocak 2010     SharePAYLAŞ

Beyaz     Ülkenin önde gelen günlük siyasi gazetesini bir magazin gazetesine tiraj kaybettirerek dönüştürmeyi başaran Ertuğrul Özkök'ün Hürriyet'teki genel yayın yönetmenliği görevi yirmi yıldan sonra nihayet sona erdi. Her gün Hürriyet giren bir evde büyüyen otuz küsür yaşında bir okur olarak kendisini, şu sıralar bazı meslektaşlarının nezaketen yaptıklarına inandığım şekilde badem gözlü olarak anamayacağım.


        Özkök, oturduğu koltuğun kendisine yüklediği ağırlığı üstlenmeye çalışmaktansa, o yükü hafifletmeyi daha kolay bulanlardandı. Daha hafif, daha sorumsuz, daha tembel bir gazete yaratarak Türk basın hayatına büyük bir kötülük yaptı. Köşe yazarları ile doldurduğu gazetesi yirmi yıl boyunca Türkiye gibi skandallarla dolu bir ülkede kaç tane habercilik başarısına imza attı? Kaç olayı ortaya çıkardı, takipçisi oldu ve neticelendirdi?

        Doğan grubu idaresinde Özkök kendisinin de itiraf ettiği gibi bir cambazdı. Hepimizin basına güvenini baltalayan, bizlere paranoyakça her manşetin ardındaki asıl niyeti düşündüren, şeklini beğenmediğimiz, içeriğine güvenmediğimiz bir gazete yarattı. Üstelik bu yaptıklarını da "konuşulan bir gazete yarattım" kisvesi altında marifetmiş gibi sundu.

        Son sekiz yılda okurunun genel endişelerini hiçe sayarak sanki kendi istediğinde parmaklarını şaklatarak her şeyi kurtarabilecekmiş gibi en kritik zamanlarda "safça" hep hükümeti destekledi. Ta ki kaçınılmaz olarak menfaatler çatışmaya başlayıncaya kadar. Neticede Özkök kendisinden farklı bir yaşam tarzını benimsemiş ve tam anlamıyla biat bekleyen iktidarı elbette sonsuza kadar tatmin edemezdi.

        Sanırım Doğan ve Özkök kendilerini çok kurnaz sandılar ve "neticede bunlar da siyasetçi, daha öncekiler gibi bunları da idare ederiz" yanılgısına düştüler. Ama öyle olmayacağı o kadar belliydi ki!

        Özkök'ün kişisel olarak iyi yanları da var elbette. Zaaflarını dile getirmekten çekinmeyen, etkileyici edebi yazılar yazabilen, kültürel açıdan kendini geliştirmiş, zevk sahibi bir insan. Ama görev süresinden geriye bıraktığı eser neresinden tutsa insanın elinde kalıyor!

Yazıcı dostu versiyon

 

 

 

Özel Arama

 

 

 

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

 

Sitedeki yazılardan kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.

Footer