"Baba Beni Okula Gönder" Kampanyasına Bağış

 

G.K.

   KAVADARLI

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

KAVADARLI Künye

facebook/KAVADARLIblog

twitter/KAVADARLIblog

youtube/KAVADARLIblog

Linkler

  KTV Canlı Yayın

  Geçmiş Yazılar

  Fotokatürler

  Ayın Fotoğrafları

  Foto Galeriler

  Fragmanlar

  Günün Manşetleri

  Sinema Dosyaları

  Beşiktaş JK Yazıları

  Gezi Notları

  Çizgi Roman Ödülleri

  Diplomalı Filmler

  Kara Kartal Günlüğü

  Klasik Müzik Yayını

ŞİMDİ OLDU  12 Aralık 2010     SharePAYLAŞ

Beyaz     Hamile bir genç kızın polis dayağı yüzünden bebeğini kaybetmesine neden olan olaylar sonrasında başbakan, faturayı "ileri demokrasiyi hazmedemeyenler" diye nitelendirdiği protestocu öğrencilere kesti. Böylece tüm dünyada kabul gören anlamıyla demokrasiden bahsetmediğini nihayet kendisi de kabul etmiş oldu. Başbakanın kafasındaki sistem "ileri demokrasi" denen bambaşka bir formülden ibaret.

        Peki bu "ileri demokrasi" acaba neyin nesidir? Benim aklıma hemen Cem Yılmaz'ın askeriyedeki revir için kullandığı tarif geldi: "Tıbbın geldiği son nokta. Hatta tıbbı geçiyosun, ileride caminin karşısı". İşte başbakanın kafasındaki demokrasi de aynı buna benziyor. Ancak demokrasiyi geçince varabiliyorsunuz. Bu kavramın doğduyu yer ise tıbbı geçince varılan noktanın karşısındaki caminin ta kendisi.

        Başbakanın Türkiye'ye empoze etmek istediği sistemin gerçek manada demokrasi olmadığı konusunda kendisiyle uzlaşmış olmamız güzel bir gelişme. Kavram karmaşası olmayınca insanların anlaşmaları da kolaylaşıyor. Mesela başbakan geçenlerde de Sarkozy ile kedi konusunda uzlaşmıştı.

        Bugüne kadar sürekli diline doladığı demokrasiyi, başbakanın hayatının hangi aşamasında öğrenmiş ve hangi alanında uygulamış olduğunu kestiremiyordum doğrusu. Bu son gelişmeden sonra artık ben de enerjimi gönül rahatlığıyla başka bir konuda kafa yormak için kullanabilirim.

Yazıcı dostu versiyon

 

FOTOKATÜR  SharePAYLAŞ

Başbakana "Kaddafi İnsan Hakları Ödülü" verildi.

ORANTISIZ DEMOKRASİ  7 Aralık 2010     SharePAYLAŞ

Beyaz     İşinizi kötü yaptığınızı düşünen insanlar sizi protesto ederler. Bu her yerde ve her alanda böyledir. Eğer söylemlerinizde ağzınızdan düşürmediğiniz gibi gerçekten demokratik bir liderseniz, bu protestoların yapılmasına izin vererek bunu ispat edersiniz. Ama metamorfoz geçirmiş bir demokrasi anlayışına sahipseniz protestocuların ağızlarının burunlarının kırılmasına ses çıkarmazsınız. Ama bu sefer başbakana hitaben yazmıyorum. Onun kafasındaki kavram karmaşası artık hepimizce malum zaten.

        Başbakanı protesto etmek için otobüslere doluşan ama İstanbul'a girmelerine izin verilmeyen genç arkadaşlar! Önce polisten bir güzel dayak yediniz, ardından da hükümetten bir dolu azar işitip durdunuz. Bu ülkede gördüğünüz zulmün nedeni sadece sizlerin sayınızın artmasından duyulan korku değil. Aynı zamanda hükümet tarafından sevilmiyorsunuz da.

        Türkiye'de siyaset bir meslek olarak görüldüğü için, öğrencilerin politik bir tavır takınmaları onaylanmaz. Hele de kendi maddi menfaatleri yerine toplumu düşünen idealist gençler iktidarın iyice asabını bozarlar. Zaten yaşıtlarınız arasında da pek popüler değilsiniz. Muhtemelen çoğunuzun aileleri de yaptıklarınızdan hoşnut değildir. Uğrunda fedakarca mücadele ettiğiniz halk için de comandante sizin hayran olduğunuz kişi değil, bambaşka biri. Anlayacağınız sizi sizden başka düşünen yok. Artık tuzağa düşerek kolluk kuvvetlerine kendinizi dövdürecek fırsatı vermeyin lütfen. Amaç başbakanı protesto etmek ise, İstanbul'a girmek için kendinize zarar vermeyeceğiniz bir yol elbet bulunurdu.

        Öte yandan siz de derseniz ki "Biz yediğimiz dayak sayesinde medyada kendimize yer bulduk ve kamuoyunda ses getirdik" o konuda haksız sayılmazsınız. Ama hangi konuyla gündeme geldiniz? Polisin orantısız güç kullanmasıyla. Halbuki asıl amacınız neydi? Başbakanı ve rektörleri protesto etmek. İşte bu da düştüğünüz bir başka tuzak oluyor.

        Zaten bu olaylarda kilit nokta muhalif düşüncelerini geniş kitlelere ulaştırabilmekte yatıyor. Mesela haberlerde izlediğimiz kadarıyla zaten İstanbul'da olan bir başka grup öğrenci de Beşiktaş'ta protesto için bildiri yayınlayacakları yer konusunda polisle tartışıyordu. Polisin kendilerine gösterdiği yeri beğenmeyerek "biz orda açıklama yapmayız" dediler. Sanki kendi seçtikleri yerde yapınca kamuoyu yaratabilmeleri gibi bir olasılık varmış gibi. Bir tarafta 100 kişi dinleyecekse diğer tarafta 50 kişi dinler.

        Önemli olan sizin açıklamalarınızın kaç kamera tarafından takip edilip, akşam haber bültenlerinde ne kadar yer alacağı. Biz o akşamki haber bülteninde açıklamalarınızın tek bir cümlesini bile göremedik. Polisle pazarlığa harcadığınız eforu medyayla ilişkilerinizi geliştirmeye yöneltseniz çok daha mantıklı bir iş yapmış olursunuz. Haber bültenleri en kalabalık meydanlardakinden bile fazla kişiye ulaşıyorlar. Oysa şu anda en yakın takipçileriniz sizi fişlemekle meşgul olan devlet görevlilerinden ibaret.

        Tabi medyanın da bu konuda üstüne düşenler var. Apolitizm akımına kapılmamış gençlerin seslerini duyurabilmeleri için ille de dayak yemeleri beklenmemeli.

Yazıcı dostu versiyon

 

DESTEKSİZ OLMASIN  7 Aralık 2010     SharePAYLAŞ

Beyaz     Tüm dünya WikiLeaks'in yayınladığı gizli belgelerle çalkalanıyor. Birbirlerinin yüzlerine gülüp arkalarından iş çeviren siyasetçi ve bürokratların varlıkları -hatta çoğunlukta oldukları- zaten biliniyor. Dolayısıyla ortaya çıkan yazışmalar malumun ilanı aslında. Daha çok Yalan Rüzgarı tadında bir pembe dizi izlermiş gibi takip ediyoruz olanı biteni. Ama keyfimizin kaçtığı da oluyor.

        CHP'de idari kadro değişti ama korkarım ki iş bilmezlik baki kaldı. Eğer elinizde başbakanın İsviçre bankalarında hesabı olduğuna dair WikiLeaks'deki iddialar hariç herhangi bir kanıt yoksa neden olayı bu kadar çok gündeme getiriyorsunuz? Başbakan bıyık altından gülüp, her konuşmasında büyük bir zevkle size daha çok laf geçirebilsin diye mi? CHP'nin kurmayları kendilerine güvenenleri artık üzmesinler.

        Kaldı ki iddialar haklı çıksa bile ne olacağını sanıyorsunuz ki? Halk arasında başbakana "helal olsun" diyeceklerin, onu ayıplayacaklardan daha çok olmayacağına kesinlikle emin misiniz? Oturduğu evinden başka bir şeyi olmayan Ecevit için zamanında "Desene bunun kendisine bile bir faydası olmamış, bize nasıl olacak?" diyenler, başbakanın banka hesapları karşısında nasıl bir tavır takınırlar dersiniz? Bazılarına gemicik diyorsunuz, "Ah o gemide ben de olsaydım" diye geçiriyor içinden.

        Anlayacağınız içerde ya da dışarda herhangi bir kişi ya da kuruluşun ortaya çıkaracağı hiçbir belge Türkiye'de başbakanın oy kaybetmesini garantilemez. Pardon sadece "Başbakan ateisttir" şeklinde bir belge bunu sağlayabilir. O da olası değil.

        Bu koşullar altında CHP başbakanı yıpratmaya çalışmak yerine halkın gönlünü kazanmak için proje üretmekle uğraşırsa önümüzdeki seçime daha iyi bir yatırım yapmış olur. Ha ille de yıpratacaklarsa bari reklamda Demet Evgar'ın dediği gibi "desteksiz" yapmasınlar o işi.

Yazıcı dostu versiyon

 

AYIN FOTOĞRAFI  SharePAYLAŞ

 

 

 

Özel Arama

 

 

 

Anasayfa    Seyahat    Sinema    Beşiktaş JK    Radyo Nova    Çizgi Roman

 

Sitedeki yazılardan kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.

Footer